Deneysel_İntiharı_Gerçekleştiren_Şair_Beşir_Fuad

Türk edebiyatında materyalizmi benimseyen, Tanzimat döneminin o baskıcı tutumuna adeta başkaldıran, düşünce ve yaşayış biçimiyle oldukça dikkat çeken bir şair: Beşir Fuad

Tanzimat döneminde deneme, yazınsal eleştiri ve eleştirel biyografinin ilk ürünlerini veren,  Batı’dan yaptığı çevirilerle Türk edebiyatına birçok eser kazandıran Beşir Fuad, 35 yıllık yaşamının son dört yılında iki yüze yakın yazı kaleme almış, on altı kitabı da yayınlanmıştır. Türk edebiyatına kazandırmış olduğu eserlerle de anılan Beşir Fuad’ın asıl konuşulan yanı, girişmiş olduğu intihardır. Bu intihar girişimi sonrasında Beşir Fuad, tüm vücudundan kanlar akarken hissettiklerini kaleme alarak, Türk edebiyatında deneysel intiharı gerçekleştiren ilk materyalist şair olarak anılacaktır. İnanması zor olan ve gerçekliği bir o kadar ürkütücü olan bu intihar sonrasında, İstanbul’da intihar salgını başlayacak, tüm gazeteler her gün birinin intiharını yazacaktır. Aslında o dönem insanların dini kural ve emirlere sıkı sıkıya bağlanıldığı bir dönem. Bahsedilen dönem; Sultan İkinci Abdülhamid Dönemi. Beşir Fuad’ın intiharı ile başlayan bu furya bir süre devam edecek, dönemin padişahı Sultan İkinci Abdülhamid gazetelerde intihar haberlerinin yapılmasını yasaklayarak bu salgının yayılmasını engellemeye çalışacaktır. Peki, Beşir Fuad kendini niçin öldürdü? 

Beşir Fuad’ın bu intiharının belirli bir sebebinin olacağı muhakkaktır ancak bu sebebi bugüne kadar bulabilen hiç kimse olmadı. Öylesine açık bir intiharın sebebinin bulunamaması da oldukça şaşırtıcı. Öte yandan materyalizmin maddeye bağlı gücünü yadsımayan şaire göre, her şey bir gözlem ve analize dayanmalı, her şey maddeden gelip maddeye dönmeli, somut ve maddi olan her şey manevi olanın önüne geçmelidir. Bu bağlamda, yazdığı mektupları da göz ününde bulundurursak ölümden sonra bir hayatın olduğuna inanmadığını söyleyebiliriz şairin. Beşir Fuad, bu hayattan ayrılışının bir gün intihar yoluyla olacağını birçok mektubunda dile getirmiştir. Hatta Ahmet Mithat Efendi’ye yazdığı bir mektupta nasıl intihar edeceğini, intihar sırasında neler hissettiğini kaleme alacağını ve o dönemde kadavra sıkıntısı çeken Tıbbiye’ye cesedini bağışlayarak ölümüyle de bilime hizmet edeceğini dile getirir:

Hayatımda fenne hizmet eylediğim gibi, cenazemin de öyle hâdim olmasını arzu eylediğimden, cenazemi teşrih olunmak üzere, Mekteb-i Tıbbiye’ye terk eyledim ki şu arzuma mâni olmazlar. İntiharımı da fenne tatbik edeceğim. Şiryanlardan birinin geçtiği mahalde cildin altına klorit kokain şırınga edip buranın hissini iptal ettikten sonra orasını yarıp şiryanı keserek seyelan-ı dem tevlidiyle terk-i hayat edeceğim.”

Bilime, yaptığı çeviriler ile Türk edebiyatına, yazdıkları ve giriştiği şiir münakaşaları ile döneme damgasını vuran Beşir Fuad, iki yıl sonra yukarıda yazdığı mektubunda anlattığı şekilde; damarlarından birinin geçtiği bir yerde cildinin altına klorit kokain şırınga enjekte edip oranın hissini iptal edecek, sonra da uyuşan bölgeyi keserek intihar edecektir. Türk edebiyatının bilinen ilk pozitivist ve materyalisti Beşir Fuad, intihar anının hislerini şöyle anlatır: 

“Ameliyatımı icra ettim. Hiçbir ağrı duymadım. Kan aktıkça biraz sızlıyor. Kanım akarken baldızım aşağıya indi. Yazı yazıyorum, kapıyı kapadım diyerek geri savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı.”

*************

35 yıllık yaşamı boyunca başına gelmesinden korktuğu tek bir şey vardı Beşir Fuad’ın; annesinin akli dengesinin yerinde olmaması genetik olarak onu da etkileyecekti. Tek korkusu bu iken, annesi de bir gün bir cinnet anında hayatını kaybetmişken, bu korkuların gölgesinde sizce Beşir Fuad kendini niçin öldürdü? 

Haftaya görüşmek ümidiyle…

By admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.