Dört_Büyük_Şair_ve_Bir_Uyumsuz_Kadın_Tomris_Uyar

Türk edebiyatının en değerli şairlerini gözleriyle, duruşuyla, huysuz tavrı ve çocuksu yanıyla etkileyen bir kadın… Kendi deyimiyle bir “Uyumsuz” , aşkla dolu ve aşkı dolu dizgin yaşamayı seven biri. Türk edebiyatında bir dönüm noktası olan İkinci Yeni şiirlerinin ilham perisi, Ülkü Tamer’in ilk sevdası, Cemal Süreya’nın göz bebeği, Turgut Uyar’ın son eşi ve Edip Cansever’in karşılık bulamadığı aşkı: Tomris Uyar.

Tomris Uyar, 1941 yılında doğar ve 2003 yılında aramızdan ayrılır. Eleştirmen, çevirmen, Türk öykü yazarı, ikinci yeni şair ve şiirine katkıda bulunan Tomris Uyar’ın günlükleri “Gündökümü: Bir Uyumsuzun Notları” başlığı altında iki cilt halinde yayınlanır. Bu eser aracılığı ile Tomris Uyar’ın çevresinde yaşananları, aşklarını ve edebi anlamda birçok şaire ettiği tesiri görmek mümkün.

İlk sevdası Ülkü Tamer’dir Tomris Uyar’ın. İkilinin aşkı “bizi yalnızca ölüm ayırır” dedirten aşklardandır.  Evlenirler, bir çocukları olur. Şiirler yazılır, aşk ve sevgiyle dolu olan o yuvada. Ancak ne yazık ki bir gün gözbebekleri, çocukları sütten boğularak yaşamını yitirir. Bu aşkın son bulması dedikleri gibi bir ölümle olur. Oğullarının ölümünden sonra bir daha eskisi gibi olamayan Ülkü Tamer ve Tomris Uyar, ayrılır. Bu bitiş, yeni başlangıçlara gebedir aslında.

Bir süre sonra Cemal Süreya ile tanışan Tomris Uyar, ondan etkilenir. Cemal Süreya büyük bir aşkla bakar Tomris’e. Gözünden sakınır, tüm arkadaşlarından uzaklaşır. Koca dünyada bir Tomris bir de kendisi vardır. Bir an bile ayrı kalmadan sürdürdükleri hayatları zamanla Tomris Uyar’ı sıkmaya başlar. Bu durumu anlatılan hikayelerden şu şekilde öğreniriz:

“Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlıyordu Cemal Süreya. Bir gün Tomris Uyar, ‘biraz gez dolaş arkadaşlarınla falan buluş’ dedi. Ertesi gün geç geldi Cemal Süreya, daha ertesi gün de hep geç geldi. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i gördü ve gerçek ortaya çıktı. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris Uyar tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…”

Tomris Uyar bir anısında Cemal Süraya ile yaşadığı ayrılık sonrası yaşadıklarını kendince anlatır; “Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı. ‘Senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikayen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim, benim ağzımdan kimse duymayacak’ dedi ve doğrusu hiç yazmadı.”

Tomris Uyar, Cemal Süreya’nın ardından Turgut Uyar’la tanışır, onunla evlenir ve bir çocukları olur. Turgut Uyar, Tomris’i öyle çok sever ki dünyada başka kadın ya da herhangi biri yokmuş gibi davranır. Tomris Uyar’ın ölümüne kadar devam eden bu evlilik zaman zaman sıkıcı bir hal alır, yorucu bir iş gibi gelir. Tomris Uyar, bu ilişkinin uyumsuzluğunu şu şekilde anlatır:

 “Turgut, her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.” 

Bütün bu şairler arasında bir de platonik aşk yaşayan Edip Cansever var. Aşkını tek taraflı yaşar, Tomris Uyar’a büyük bir hayranlık duyar ancak hiçbir zaman karşılık alamaz. Tomris ile baş başa oturdukları bir rakı masasında, “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…” yazar bir peçeteye. Edip Cansever, her 15 Mart’ta, yani Tomris Uyar’ın doğum gününde, yeni bir şiir yazıp yayımlayarak bitmeyen aşkını bıkmadan ilan eder:

“…
bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı
adını yenile bu yıl, ama bak Tomris uyar olsun gene
ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
oysa güneş pek batmadı senin evinde
söyle
ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.”

Türk edebiyatında aşkları ile şairlere ilham veren kadın sayısı pek azdır. Tomris Uyar, karakteri, güzelliği belki de huysuz ve yabani oluşuyla mı etkiler bu dört şairi? Yoksa şiirin yazılabilmesi için bir aşk mı arıyordu bu büyük şairler? Nedendi Tomris Uyar’dan vazgeçememeleri? Hatırda kalan şiirler miydi bu aşkların tahlili? 

**********

Nedeni, niçini bilinmez elbet. Ben ve benim gibi edebiyat aşığı birçok insanın içinden çıkamadığı derin mevzular ve neticesinde kaybolan bir yığın düşünce… Şiirin ana teması gerçekten aşk mı olmalıdır yoksa aşk başlı başına bir şiir midir? Yoksa şiir, bazılarına göre Tomris Uyar mıdır? 

Haftaya görüşmek ümidiyle…

By admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.